kalpten kalbe bir yol
güya türkiyeye gitmisim. babamlarin yanindayim. annem bir kösede oturuyor. bana hosgeldin demek bir yana icin icin agliyor.
-anne ne oldu? niye agliyorsun? diye soruyorum.
hem agliyor hem cevap veriyor bana:
-hepiniz gittiniz. biz buralarda yapayalniz kaldik.
annemin o hali rikkatime dokunuyor. cok mütessir oluyorum. ben de basliyorum annemle birlikte aglamaya. hem de hickiriklarla.
derken birden kabustan uyanir gibi uyaniyorum. o an farkediyorum ki sanki gercekten hickiriklarla agliyormusum gibi hala daha derin derin icimi cekmekteyim. annemin rüyamda söyledigi o söz kulaklarimda yankilanip duruyor:
-hepiniz gittiniz. biz buralarda yapayalniz kaldik.
ayaga kalkip disari bakiyorum. günes dogmamis henüz. "hayirdir insallah" diyorum kendi kendime ama bir tedirginliktir kapliyor icimi. hemen telefon acmak geliyor aklima.
babam cikiyor telefona.
her aramamda uzun uzun sohbet ettigim babama hic olmazsa adet yerini bulsun diye sorulan hal hatir faslini bile yaptim mi hatirlamiyorum gercekten.
-hayirdir oglum! sabahin bu köründe..
-baba, annem nerede?
-simdi burada degil. ben de senin babanim oglum. benimle niye konusmuyorsun?
diye biraz da bana takilarak cevap veriyor.
sanki benden bir seyler gizliyormus, annemle konusmami istemiyormus gibi bir hisse kapiliyorum. annemle görüsme arzum, inada ve hirsa dönüsüyor.
-baba lütfen annemi cagirirmisin? diye israr ediyorum.
israrlarim karsisinda caresiz kalip telefonu anneme veriyor:
-anne
-efendim oglum
-nasilsin anne
-iyiyim oglum
-anne sesin niye öyle garip geliyor? agliyormusun yoksa?
-yooo
hayret! gercekten de agliyordu annem. ayni rüyadaki gibi. demek demin gördügüm annemin aglamasi bir rüya degil, avazini kitalar ötesinden duyuran bir ahuzarmis.
-anne agliyorsun sen. ne oldu, nen var anne?
agladigini bana belli etmemek icin kendini tutmaya calisan annemin titrek sesi esasli bir aglamaya donüsüyor.
-anne ne oldu Allah askina. niye agliyorsun?
-yok birsey oglum. biliyorsun abini de dün amerikaya gönderdik. aslinda aglanacak bir sey yok ama ana yüregi iste. dayanamiyor ayriliklara.
ve daha uykudayken yasamaya basladigim sok halini tahammül sinirlarimin fevkine cikaran, henüz ne oldugunu anlayamadan icine düstügüm caresizligi son kertesine vardiran, habire yipranan sinirlerimi büsbütün devreden cikarip cigerime dokunan ve hayretimi dehsete dönüstürüp beni adeta daha adi konulmamis karmasik duygulara garkeden son cümle:
-simdi hepiniz gittiniz. biz buralarda yapayalniz kaldik. ona agliyorum dünden beri.
-anne, anne..
diyebiliyorum ciliz bir sesle. ama gerisini getiremiyorum bir türlü. kapatiyorum öylece telefonu.
artik sözun tükendigi anlar...
hickiriklar, hickiriklar...

0 Comments:
Post a Comment
Subscribe to Post Comments [Atom]
<< Home