Wednesday, 17 June 2009

gunluk

ozeline siradanina bakmadan her animiz, kayda deger yahut degmez butun serguzestimiz, velev ki kalpten henuz cikmamis dahi olsa cumle hissiyatimiz zaten yazici meleklerce elifi elifine noksansiz ve suphesiz bir sekilde deftere gecmiyor mu?
geciyor...
su halde "bugun sunu yaptim, falan yere gittim, filanca kisiyle gorustum" diye yillar yili gunluk tutmak beyhude bir zahmet degil midir?
sakin bu is, insanin oz nefsini haddinden ziyade onemsemesi ve ölumsuzluk sevdasinin bir cesit tercumesi olmasin! veya hazir zamandan istikbale bir mektup gonderme ameliyesi...
yoksa butun bunlarin aksine olarak gunluk hadiselerin ve hislerin kalbe yukledigi kayitlardan kurtulmaya ve masumca bir ic dokmege adanmis zamanlar midir gunluk yazma anlari...
belki de bambaska bir saiktir kalemi kiskirtan, kim bilir.