ben 'rahmet geliyor!' diye ümide çağırırken onun dudakları ümitsizliğin kuraklığıyla çatlıyordu.
şimdi o, ırmakların gittikçe coşan çağıltısıyle keyif çatarken, ben 'kuraklık var, kuraklık var!' diye bağırıyorum...
şaşılacak bir şey yok bunda,
o önündeki toprağa bakıp konuşuyor, ben üstümdeki bulutlara...
şimdi o, ırmakların gittikçe coşan çağıltısıyle keyif çatarken, ben 'kuraklık var, kuraklık var!' diye bağırıyorum...
şaşılacak bir şey yok bunda,
o önündeki toprağa bakıp konuşuyor, ben üstümdeki bulutlara...

0 Comments:
Post a Comment
Subscribe to Post Comments [Atom]
<< Home