bindik bir alamete...
az tama cok ziyan getirir her anhaci amca, henuz muhtedi olmus arkadasa nasihatlarda bulunup ve benden soylediklerini tercume etmemi istedi. ben de tercume esnasinda bir cumlenin icinde 'genügsamkeit' kelimesini kullandim. alman arkadasim sözümü kesip, bu kelimenin artik gundelik hayatta kullanilmadigini, eski kitaplarin satirlarinda kayboldugunu soyleyince sasirdim. yeni bir kelimeyle ikame olunsa gam degil, meger kulliyen kalkmis tedavulden. yazik! azalarin hayatiyetini yitirmesi bedenin, bu kabilden kelimelerin hayattan cekilmesi ruhun olumune isarettir.
kanaattir nefse yular demisler (mevci)
acaba turkcede durum nicedir?
icinde 'kanaat' gecen cumleler ve deyimlerle aramiz nasil? bize fikir danisan kac gence 'kannat'i ogutlemisizdir? ozellikle de son bir kac senedir piyasayi tutan dini yayinlarin kacinda baslik olabilmis, camilerde bu konuya kac hutbe adanmistir?
sanirim dini kavramlarla pragmatik bir iliskimiz var.
dini her defasinda hayatimizi kolaylastiran ve isimize gelen bir yaklasimla tanimliyoruz. yoksa sirf darlik zamanlarinda hatirlanacak bir kelime midir kanaat, sadece fakirlerin mi azigi ve zenginligidir iktisat!
peki cozum nerede?
yazarlar surekli bu kelimlere yer verse ve hocalar her hafta bu mevzulari anlatsa cemaata, yeniden hayata donecek mi bu kavramlar?
isabetli bir cevap icin bakisimizin yayini iyice geriye cekelim:
felsefe soyutlama (tecerrut) ve kavramsallastirma ise hukuk (ozellikle islam hukuku) kavramlarin somutlamasidir (tesahhus). soyle ki, kalpteki hisler ve manalar zihinde kavramlara (mefhumlara), zihindeki kavramlar da dis dunyada formlara burunur. mesela hirs kavraminin tecessum etmis hali bankadir vesairedir gibi.. kalpten dis dunyaya uzanan bu surecin bir de tersten islemeye baslamasi var ki bizim sorumuzun cevabi galiba burada gizli; manalarin ve dolayisiyla kavramlarin mahsulu olan dis dunyamizin artik o kavramlari ureten ve yayan merkez haline gelmeleri... maneviyatin mahsulu camilerin nihayet maneviyat menbai olmalari gibi..
simdi soralim: sehirlerimizin her tarafinda gurul gurul calisan is makinalari hangi kavramlari ete kemige burumekle mesguldur? ecdad 'akan su gam goturur' deyip yol kenarlarindan ve cadde baslarindan dereler ve pinarlar akitmis; bugunun sokaklarindan ve yollarindan kalplere fasilasiz akan hisler hangileridir?
neredeyse agaclarin icinde kaybolacak bir mutevazilikte insa edilen cihan imparatorlugunun sarayiyla her kose basindan yukselen gokdelenlerin ayni sehirde olmalari ruhaniyat sehri istanbul icin bir zenginlik midir yoksa telifi kabil olmayan bir tezat mi? yolunun uzerinde ortalama 50.000 cesit urunun pazarlandigi birkac AVM bulunan bir adamin kulagina gunde 100.000 defa kanaati fisildasan kar eder mi? ve boyle bir vasatta habire iktisattan ve israftan dem vursan kuru bir gurultuden ote bir kiymeti harbiyesi olur mu?
bari israf-i kelam etmeyelim ve hukmumuzu verelim:
gidisata bakilirsa, artik 'kanaat' gibi bircok kavramdan mahrum bereketsiz bir dille yetinmemiz gerekecek...

0 Comments:
Post a Comment
Subscribe to Post Comments [Atom]
<< Home