nemrut sendromu
cinliler simdi turistik amacli gezilen cin seddinin insasiyla onlari kiyamete kadar dusmandan koruma vazifesi gorecek bir duvar orduklerini dusunmuslerdi.
osmanli ipek yolunu ve akdeniz ticaret yollarini tutunca kendini bilaperva devlet-i ebedmuddet diye adlandirabilmisti.
bati da sanayi devrimi ve aydinlanmayla butun dunyadaki kaynaklari ele gecirmis ve sirti yere gelemez bir hakimiyet kurduguna inanmisti.
hasili, mahalli olsun cihansumul olsun hukumranlarin hemen hepsi cagdasi rakiplerine kendi hesaplarinca hic kapatilamayacak farklar atmislardi. ustune ustluk baskalarinin onlara yetismesini mumkun kilabilecek butun yollari da tutmuslardi. mevcut ve muhtemel butun dusmanlarini zebun edip meseleyi bir daha acilmamacasina hukme baglamislardi.
onlari bu zehaba surukleyen zamanda ve mekanda bogulmalariydi. her medeniyetin kendi enstrumanlari ve dinamikleriyle tarih sahnesine ciktigindan tegafulleriydi. onlara yetismek icin ille de onlarin yolundan gelinmesi gerektigi tevehhumune kapilmalariydi. belki rakipleri ye'se sevkeden de yine bu zaviyeden bakisti. evet, aradaki mesafe kapatilamayacak kadar buyuktu.
fakat gozden kacirdiklari, bediuzzamandan okudugum sekliyle, zaman gibi tarihin akisi da amudi (dikey, lineer) degil daireviydi. gecmek icin muhakkak arkadan kosmak gerekmiyordu. her gun kendi ihtiyaclari kendi imkanlariyla doguyordu. bugun ayagi yerden kesen sey yarin pekala ayak bagi olabilirdi. vakia su ki, gunun azadikca uzadigi yerler olsa da gunesin ilanihaye parildadigi yer yoktu.
dagitmayayim.
dunya hakimiyetini silahlarla fuzelerle ele gecirenler de, kendilerinden iyi fuze yapilmasina engel olabildikce kendilerini emin hissederler. onun icin butun enerjilerini o noktaya teksif eder, icabinda uluslararasi kalkanlar kurmakta gorurler selametlerini. bu gibi durumlara nemrud sendromu mu demeli ne demeli bilinmez ama sergilenen her halukarda ayni zavalliliktir:
fuzelere karsi tedbir alirlar da bir sinegin burunlarindan iceri sizip beyinlerini akitabilecegini hic mi hic akil edemezler.
osmanli ipek yolunu ve akdeniz ticaret yollarini tutunca kendini bilaperva devlet-i ebedmuddet diye adlandirabilmisti.
bati da sanayi devrimi ve aydinlanmayla butun dunyadaki kaynaklari ele gecirmis ve sirti yere gelemez bir hakimiyet kurduguna inanmisti.
hasili, mahalli olsun cihansumul olsun hukumranlarin hemen hepsi cagdasi rakiplerine kendi hesaplarinca hic kapatilamayacak farklar atmislardi. ustune ustluk baskalarinin onlara yetismesini mumkun kilabilecek butun yollari da tutmuslardi. mevcut ve muhtemel butun dusmanlarini zebun edip meseleyi bir daha acilmamacasina hukme baglamislardi.
onlari bu zehaba surukleyen zamanda ve mekanda bogulmalariydi. her medeniyetin kendi enstrumanlari ve dinamikleriyle tarih sahnesine ciktigindan tegafulleriydi. onlara yetismek icin ille de onlarin yolundan gelinmesi gerektigi tevehhumune kapilmalariydi. belki rakipleri ye'se sevkeden de yine bu zaviyeden bakisti. evet, aradaki mesafe kapatilamayacak kadar buyuktu.
fakat gozden kacirdiklari, bediuzzamandan okudugum sekliyle, zaman gibi tarihin akisi da amudi (dikey, lineer) degil daireviydi. gecmek icin muhakkak arkadan kosmak gerekmiyordu. her gun kendi ihtiyaclari kendi imkanlariyla doguyordu. bugun ayagi yerden kesen sey yarin pekala ayak bagi olabilirdi. vakia su ki, gunun azadikca uzadigi yerler olsa da gunesin ilanihaye parildadigi yer yoktu.
dagitmayayim.
dunya hakimiyetini silahlarla fuzelerle ele gecirenler de, kendilerinden iyi fuze yapilmasina engel olabildikce kendilerini emin hissederler. onun icin butun enerjilerini o noktaya teksif eder, icabinda uluslararasi kalkanlar kurmakta gorurler selametlerini. bu gibi durumlara nemrud sendromu mu demeli ne demeli bilinmez ama sergilenen her halukarda ayni zavalliliktir:
fuzelere karsi tedbir alirlar da bir sinegin burunlarindan iceri sizip beyinlerini akitabilecegini hic mi hic akil edemezler.

0 Comments:
Post a Comment
Subscribe to Post Comments [Atom]
<< Home